Erbaa’nın Siyasi Tarihi 1920-1970

1-Anastas’ın Konağı ve Anastas

anastasin-konagi

Anastas Kimdir?

Endikpınar köyü Rumlarındandır. Çevredeki bütün Rumların tek hâkimi ve çete reisi idi. Rumlar arasında geçerli olan özel bir mührü vardı. Koca Anastas Türkiye’deki Rumlarla irtibatlı bulmuyordu. İsyan eden Rumlara karşı Kuvai Milliye saflarında savaşan Türk çetelerinden İverönü köyünden Yunis Ağa, Kamil Pehlivan, Muttalip Ağa, Mahmut, Ağa, Kartosman köyünden Azimet Umay, Erzenüs köyünden Kara Süleyman ve Gemre köyünden Sıddık çavuştan teşekkül eden çeteler, Azılı Rum çetesi Koca Anastas’ı Erzenüs Köyünde Davut Ağa’nın evinde delik deşik ederek yere sermişlerdi. Türk çeteleri daha önceden kararlaştırdıkları plan üzerine Koca Anastas’ın bulunduğu Davut Ağa’nın evinin karşısına yerleşmişler ve açtıkları mazgal deliklerinden Koca Anastas’ı gözetlemeye başlamışlardı. Bir sabah şafak vakti evin dış kısmındaki helaya çıkan ve elindeki dürbünle etrafı kolaçan eden Koca Anastas, tekrar eve girmiş ve ikinci defa çıkışında Türk çetelerinin kurşun yağmuruna hedef olarak can vermişti. Peşinden dışarı fırlayan 5-6 kişi aynı kurşunlara hedef olmuşlardı. Tam bu sırada Erzenüs köyü yakınlarında 2-3 yüz kişilik maiyetiyle bulunan Anastas’ın kardeşi, ağbeyinin imdadına koşmuş ise de, aynı vaziyette delik deşik edilerek kardeşinin cesedi üzerine serilmiştir. Saldırıya geçen çok sayıdaki Rum çetelerini, Türk çetelerinin imdadına yetişe Çerkez Ahmet çetesi ve Erbaa’dan gelen takviye kuvvetleri bozguna uğratarak darma dağın etmişlerdi.

İstanbul’da açılan Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın Misak-ı Millî kararlarını alması üzerine İtilâf Devletleri’nce işgal edilmesi, Ankara’da yeni bir meclisin toplanmasını zorunlu hale getirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920’de yayınladığı seçim genelgesiyle Ankara’da açılacak yeni meclis için çalışmalar başlatmıştır. Aynı zamanda Erbaa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mustafa Kemal Paşanın bu bildirisi üzerine yeni kurulacak hükümetin millî isteklere uygun nitelikte kurulması için Meclis-i Mebusan’a telgraf çekerek millî egemenliğe dayalı bir meclise baştan itibaren destekleyeceğini göstermiştir. Tokat’ta 27 Mart 1920’de Birinci Meclis seçimleri yapılmıştır. Erbaa Müftüsü Hoca Fehmi Efendi Tokat’tan seçilen 5 milletvekili arasında yer almış, ancak mazeret beyan ederek istifa etmesi üzerine yerine Mustafa Vasfi (Süsoy) Bey milletvekili olmuştur.

Pontusçu Rumlar ve Ermeni azınlıkların mezalimleriyle karşı karşıya kalan Erbaa halkı, aynı zamanda çetelerin insanlık dışı hareketleriyle derinden sarsılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi otoritesini güçlendirmek ve asayişi sağlamak amacıyla 29 Nisan 1920’de çıkardığı Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve İstiklal Mahkemeleri vasıtasıyla isyancılar cezalandırılarak Erbaa’da emniyeti sağlanma yoluna gitmiştir.

Pontusçu hareketlerin ve çete faaliyetlerinin yoğun olduğu Erbaa bölgesine zaman zaman bu amaçla heyetler gelmiştir. Amasya Mutasarrıfı‘nın 18 Ekim 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderdiği raporda Erbaa bölgesinde çalışmalar yapan İrşâd Heyeti’nin çalışmalarının başarılı olduğu belirtilmektedir. Bu raporda, “Memleketin müdafaasına ve asayişin temin ve hüsnü muhafazasına ait hususâtta mahalli rüasâ-yı mülkiye ve askeriyesiyle teşrik-i mesai eylemek ve halkı irşâd suretiyle de muvazzaf olmak üzere yedlerine taraf-ı sami-i riyaset penâhîlerinden vesika verilerek memuren i’zâm kılındıkları Dahiliye Vekaleti’nden tebliğ ve iş’âr buyurulan Amasya mebuslarından Dr. Asım ve Miralayzâde Hamdi ve Topçuzâde Ali Bey bütün mülhak kazaları ve lüzum görülen bazı köyleri dolaşarak vazifey-i irşâdiyeyi hüsn-ü ifâ etmiş, Topçuzâde Ali Bey Tokat‘ın Erbaa Kazası’na giderek orada dahi uhdelerine mevdu vazifey-i vataniyenin hüsn-ü ifâsına muvafık olmuşlardır. Mumaileyhimin vezâif-i mezkure ile Amasya’ya izamlarından meskut olan fevâid ve muhassenâtın tamamiyle hasıl olduğu arz olunur” denilmektedir.

Millî Mücadele yıllarında Erbaa, Osmanlı Devletine başkaldıran Rum ve Ermeniler başta olmak üzere bazı kötü ve yıkıcı emelleri olan isyancı grupların barınacak yer buldukları bir konuma sahip olmuştur.

Erbaa’da bulunan Rum ve Ermeniler’in nüfusu azınlık durumundadır. Birinci Dünya Savaşı başladığında 27 bin olan Erbaa nüfusunun 3 bin kadarı Rum ve Ermeniler’den oluşmaktaydı. Ancak bunun yanında Erbaa’nın Sarıtarla, Çediğen, Endikpınar, Gölönü, Kırkharman, İşkili, Kozlucan, Ilıca, Kızöldüren, Herizdağı, Kalaycılar, Karapınar, Sarıgöl, İncesu, Gökçeşme ve Halilekinciği köylerinde yaşayan insanların tamamı Rum ve Ermeni azınlıklarından oluşmuştur. Pontus sorununa kadar Osmanlı Devleti’nin diğer yerlerinde yaşayan azınlıklarında olduğu gibi Erbaa’da da ticari faaliyetler bu azınlıkların elinde idi. Erbaa’da bulunan işyerleri ve dükkânların büyük çoğunluğu, Tüfekcioğlu, Abıcıohanoğlu, Mandikyan, Asador Efendi, Analon Efendi, Anastas Efendi, Zadıroğlu, Darıcıoğulları, Süzmeziyan Efendi, İstefehan Usta, Ohannes Usta, Karabet Usta gibi Rum ve Ermeni vatandaşlar tarafından işletilmiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın uygulamaya başlaması üzerine birçok yerde olduğu gibi Pontus bölgesi içerisinde yer alan Erbaa’da Pontusçu Rum çeteleri kurulmuştur. Erbaa ve çevresinde Pontus faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte Erbaa halkı gerekli tedbirleri almakta gecikmemiş, bu faaliyetler karşısında yetkili makamlarla haberleşme ve alınacak tedbirlerde yetkili olmak üzere 22 Şubat 1919’da Erbaa adına eşraftan Hazım Efendi, Hacızâde Mustafa Bey, Avni Bey ve Rasim Beyler seçilmişlerdir.

Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktıktan sonra Harbiye Nezareti’ne gönderdiği raporlarda, Niksar ve Erbaa yörelerinde kuvvetli 5 Rum çetesi bulunduğunu ancak bu çetelerin hareketsiz bir şekilde olduğunu ifade etmiştir. 26 Mayıs 1919’da Tokat Mutasarrıflığından yörenin asayişine dair aldığı bilgiyi 3. Kolordu Komutanlığı’na bir şifre yazı ile göndermiştir. Buna göre; Erbaa Kazası’nda genel af üzerine serbest kalan ve eşkıyalık yapan 200 kişilik Hacıbey köylü Lenger Haçor, 150 kişilik Kozlucaalan köyünden İstepil, 100 kişilik Kırkharman köyünden Anastas, 60 kişilik Karamuklu Çakır ve 180 kişilik İkinigarlı diğer Anastas çeteleri Samsun ve Amasya yörelerindeki çetelerle ilişki içerisindedirler. Ayrıca Lenger çetesi bomba ile donanmış bulunmakta ve bu çetelerin ellerinde Osmanlı, Rus silahları bulunmaktadır.

Bu çetelerin dışında Erbaa civar köylerinde faaliyet gösteren, müslüman halka karşı tedhiş hareketleri, öldürme, soygun, gasp, yıldırma gibi insanlık dışı olaylar ortaya koyan Rum çeteleri de kurulmuştur. Erbaa Kaymakamı Halil Rifat Beyin verdiği resmi raporda bu yörede kurulan çeteler; Erbaa Kazası’nda oturan Tokatlı saatçi Yuvanıkı, Andon oğlu Sifron, Kataralı Kel Anastas, Kırkharman Köyü’nden Anastas, Sarının oğlu Yani, Kanbur, Yorgi, Kalaycı Yasef, Gariboğlu Vasil, Keşişoğlu Panayot, Vasiloğlu Mariko, Karayani, Hacı Abus’un Oğlu ve çete reisi Koca Anastas, Endikpınarı Köyü’nden Anastasoğullarından Karayani, Hacı Pavli oğullarından Anastasoğlu Dimit, Papasoğullarından Deli Andon’un oğlu Antemiyos, Kiraki Damadı Mihail, Lefterin eniştesi Çerdiğenli Çakır, Büyük Papazın torunu Koca Anastas ve çete reisi Koca Anastas, Hacı Vasil Köyünden Haci Beraşki oğlu İlya, Kostantin oğlu Anastas, Arap oğlu Yani, Dimit oğlu Nikola, Macıkoğullarından Yorgi oğlu Nikola, Bülbüloğlu Yorgi, Gülecinoğlu Kostantin, Çırakoğullarından İstavri oğlu Mihail, Pamuk oğlu Lazari, Panayot oğlu İlya, Paylak Dimit, Canik oğlu Anastas, Tekke Köyü’nden Cab Bacak, Kürtler Tekkesi Köyü’nden Söylemez oğlu Tanas, İşkili Köyü’nden Kocamanoğlu Hambi, Yunan Yani, Gölönü Köyü’nden Yanko, Neofilos, Pavli, Kel Yani, Naçar Anastas ve babası, Biliçoğlu Hilos, Çavuşoğlu Yani, Küçük Yani, Cibril Köyü’nden Hacı Borisoğullarından Kostantin, Anastas oğlu Lazari, Kara Pavli, Efrim, Hacı Pulosoğullarından Sava oğlu Kostantin, Fadara Köyü’nden Haydut Çakır, Abaza oğlu Dimit, Abaza oğlu Sava, Abaza oğlu Pavli, Hristo oğlu Kostantin, Abaza oğlu Dimpos, Abaza oğlu Papas Neodipos, Abaza oğlu Kireki, Hacı Sava oğlu Anastas, Kemençeci oğlu Anastas, papas Yanidiyos, Beraş oğlu Bortol Hambi, Mihail oğlu Arslan, Tanas’ın Estel, Papas’ın Tilki Arslan, Yenidere Köyü’nden Tanas oğlu Esdil, Kozlucalan Köyü’nden Kireki oğlu Lazari ve Pavli, Serniç Köyü’nden Tavukçunun İsdil, İris Haci, Hacı Alaksenoğlu Kirkor, Baltabıyık Mihail, Kızöldüren Köyü’nden Manas, Tanas, Koca Abus, Boğalda oğlu Yorgi, Gökçukur Köyünden Torna oğlu Çakır, Herizdağı Köyü’nden İstavros oğlu Yasef, Yorgi, Kalaycıoğlu Sava, Karapınar Köyünden Beraş oğlu Pandili, Lazari oğlu Panayot, Yani oğlu Panayot, Yani oğlu Papa Dimit, Papa Nikola olmak üzere sayıları 91’i bulan çete reisleri tesbit edilerek resmi makamlara bildirilmiştir. Bu çeteler gasp, eşkıyalık, jandarma ve asker öldürme gibi Erbaa’da Müslüman halk üzerinde baskı kurmak, asayişi bozmak suretiyle Pontus emellerine zemin oluşturmaya çalışmışlardır.

Erbaa Rumları, Erbaa çevresinde yaptıkları Pontusçu faaliyetlerinin başarıya ulaşması için, Rum Cemiyetleri’nden ve Samsun Rum Metropolithanesi’nden yardım almışlardır. Samsun Rum Metropolithanesi’nden Erbaa’nın başkaryeleri için Eleftiryadis’e 25 Temmuz 1919’da 25 bin kuruş, Erbaa Heyeti’ne 6 Temmuz 1920’de 100 bin kuruş yardım yapılmıştır. Bunun dışında İstanbul Rum Göçmenleri Merkez Heyeti’de Erbaa’daki Rumlara parasal yardımda bulunmak amacıyla 50 Osmanlı lirası göndermiştir. Yine İstanbul Pontus Genel Merkezi Osmanlı Bankası vasıtasıyla 1919 ve 1920 yıllarında Erbaa Heyeti’ne 50 Osmanlı lirası gön-dermiştir. Yapılan bu yardımlar Erbaa Rumları’nın güçlenmesini sağlamış, faaliyetlerinin artarak devam etmesini sağlamıştır.

Erbaa kazası Rum çetelerinin en çok faaliyette bulundukları, mezalimlerini yaptıkları yerlerden biri olmuştur. Şıhlı köyünü baştanbaşa yakan Rum’lar 80 kişiyi öldürmüşler ve 1300 büyük ve küçükbaş hayvanı gasp etmişlerdir. Değişik köylerde Şıhlı köyünde olduğu gibi yağma ve katliam yapmışlardır. Erbaa’da işlenen cinayetlerde toplam 275 Müslüman öldürülmüş, 20 kişi ağır şekilde yaralanmış, 30 kadar gelin ve kızın dağlara kaldırılarak iffetleri ayaklar altına alınmış, değişik köylerden 400 kadar hayvan gasp edilmiş ve yakılan 6 köyde toplam 697 ev yakılmıştır. Şüphesiz Rum ve Ermeni çetelerinin yaptıkları mezalim bu rakamlarla sınırlı değildir. O günlere şahit olan Erbaa halkının sonraki nesillere aktardıkları olaylar çok daha vahimdir.

Mustafa Kemal Paşa, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin teşkilâtlanmasına büyük önem vermiştir. Özellikle Heyet-i Temsiliye ile birlikte Sivas’tan Ankara’ya gidişlerinde bazı yörelerde Müdafaa-i Hukuk Teşkilatları’nın kurulmadığını görmüş ve bu konuda Heyet-i Temsiliye adına Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi’ne 6 Ocak 1920 tarihinde gönderdiği genelgede, Müdafaa-i Hukuk teşkilatları olmayan yerlerde bir an önce cemiyet tüzüğüne uygun teşkilatlanmaya gidilmesi direktifi verilmiştir. Bu genelgenin yayınlanmasından sonra Tokat Sancağı’ndaki ilçelerde teşkilatlanmalar hız kazanmış ve Erbaa’da da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmak suretiyle Millî Mücadele çalışmaları yürütülmüştür. Erbaa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri, Başkan Alim (Ateş ) Bey, üyeler İmamoğlu Şevki (Önder) Bey, Mustafa (Tanoba) Bey, Erzurumlu Mevlüt ( Özalp ) Bey, Ziya ( Gegin ) Bey ve Sivas’lı Hafız Müdür olarak bilinen Tekke Nahiyesi Müdürü’nden oluşmaktadır. Cemiyet bir yandan Millî Mücadele’yi Erbaa halkına doğru bir şekilde anlatmaya çalışırken diğer yandan da işgallere karşı protestolar yayınlamak suretiyle tepkisini dile getirmiştir. Ayrıca işgal bölgelerinde bulunan insanlara yardımlar göndererek onların acılarını paylaşmaya çalışmıştır.

Millî Mücadele’de yöneticilik yapan Erbaa ileri gelenleri, bu harekete karşı olumsuz tavır takınmamışlar aksine ellerinden gelen desteği vermeye çalışmışlardır. 1915-1916 yılları arasında belediye başkanı olarak görev yapan ve daha sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti içerisinde yer alan Mustafa (Tanoba) Bey ve Şevki (Önder) Bey’ler, cemiyete kasalarını açmak suretiyle maddî desteklerini esirgememişler, Erbaa’da oluşturulmuş Kuva-yı Milliye birliklerinin iaşe ve maaşlarını üstlenmişlerdir.

mustafa-tanoba sevki-onder ziya-gegin
Mustafa TANOBA Şevki ÖNDER Ziya GEGİN

 

Rum saldırılarını ve alınan tedbirleri 11 Ağustos 1921 tarihinde meclis görüşmelerinde dile getiren Tokat Milletvekili Mustafa Vasfi (Süsoy) Bey, Erbaa’da Rumların İslam köylerini yakıp yıktıklarını, bu arada kendi köylerini de yakarak İtilaf Devletlerine “Türkler köylerimizi yakıyor” diye şikayette bulunduklarını bildirmiştir. Ayrıca saldırıları önlemede Nurettin Paşa’nın aciz kaldığını belirterek istifasını istemiştir.

Merkez Ordusu Komutanlığı, birliklerin yerleştirildikleri yerlerin uzağında kalan ve önemli kaza merkezlerinde emniyet ve asayişi sağlamada kullanılmak üzere, bulunduğu yerin önemine göre, yüzden ikiyüze kadar mevcutlu Emniyet Teşkilatı kurulmasını istemiştir. Bu teşkilat bir çok yerde oluşturulamazken Erbaa’da başarılı bir şekilde kurulmuştur. Rum saldırılarını ve alınan tedbirleri 11 Ağustos 1921 tarihinde meclis görüşmelerinde dile getiren Tokat Mutasarrıfı 21 Ağustos 1921 tarihli bir yazısında 250 kişiden oluşan Erbaa Emniyet Teşkilâtı’nda 324 kadar çeşitli cinste tüfek bulunduğunu bildirmiştir. Pontusçu Rumlar’a karşı kapsamlı bir harekata girişmeyi planlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, bu askeri harekata kıyıdan başlanacağını açıklamıştır. Aynı zamanda Pontusçular’ın insanlık dışı faaliyetlerine tepki duyan bir Rum tarafından, Erbaa’nın Serniç köyünden Yüreka çetesinin Çarşamba kıyılarına ineceği ve orada çapulculuk yapacağı Samsun Merkez Komutanı Yüzbaşı Saim Kâzım’a ihbarı üzerine, derhal harekete geçilerek Erkan-ı Harp Kaymakamı Zühtü Beyin kumanda ettiği alaylar tarafından deniz istikametinde sürülmüştür  ve Çarşamba yakınlarına getirilmiştir. Bu takip hareketi görevi, 1921 yılının Eylül ayı başında Bahriye Müfrezesi’ne verilmiş ve bu müfrezenin takibi sonunda Çarşamba’da çıkan çatışmalarda yüzlerce eşkıya ölmüş ve 14 papazla 50 kadar şaki yakalanmıştır. Aynı yıl Merkez Ordusu’na bağlı birliklerin Rum çetelerine karşı yürüttükleri mücadeleler sonucu ele geçirilen eşkıyalar İstiklal Mahkemesi’nde yargılanarak hak ettikleri cezaları vermiştir.

Merkez Ordusu’nun Pontusçular üzerine harekatı 6 Şubat 1923 tarihine kadar sürmüştür. Pontus sorununun büyük ölçüde çözümü, Karadeniz’de yaşayan Rumlar’ın ülkenin başka yerlerine yerleştirmekle mümkün olmuştur. Rumların geri kalan kısmı ise 24 Temmuz 1923 ‘de imzalanan Lozan Barış Antlaşması gereği Yunanistan’a göç etmiştir. Mustafa Kemal 1 Mart 1923’te yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında Pontus sorununa değinerek, Karadeniz sahili ile Amasya ve Tokat Sancakları içerisinde Pontus adlı kuruluşların dağıtıldığını belirtmiştir. Böylece Karadeniz’de meydana gelen Pontus sorununun çözümüyle birlikte, bu olayların etkili bir şekilde yaşandığı Erbaa’da da Pontus sorunu sona ermiştir. Erbaa halkı yaşanan bu insanlık dışı olayları uzun süre üzerinden atamamıştır. Olayların izlerini silmek için Erbaa’yı terkeden Rum ve Ermeniler’den geriye kalan emvâl-i metruk binaları muhacirlerin iskânına açmak ve kiraya vermek suretiyle değerlendirme yoluna gitmiştir.

Millî Mücadele döneminde Erbaa halkı ülkenin içerisinde bulunduğu zor şartları yakından takip etmiş, işgale uğramamasına rağmen, diğer işgal altındaki yerlerdeki insanların acılarını paylaşmaya çalışmıştır. Erbaa ileri gelenleri genelde Millî Mücadele’yi desteklemişlerdir. Erbaa Müftüsü Fehmi Efendi, müderris Alim Efendi, eşraftan Şevki Bey ve diğerleri Müdafaa-i Hukuk çatısı altında Millî Mücadele’nin başarılı olması için çalışmışlardır.

Bir önceki yazımız olan Erbaa'da Sosyal Durum başlıklı makalemizde erbaa, erbaa mutfağı ve erbaa sosyal faaliyet hakkında bilgiler verilmektedir.

Bunları İncelediniz Mi?

Erbaa’nın Siyasi Tarihi 1920-1970 sitemize 09 Şubat 2014 tarihinde eklenmiş ve 6.300 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz (E-Posta Adresiniz Kesinlikle Yayınlanmayacaktır.)
Yorumunuzun Onaylanması İçin Alttaki İşlemin Sonucunu Yazınız.

10 + 7 = ?   

Yorumunuz

patent